* soyguncunun You Can’t Win adlı otobiyografisinden oldukça etkilendim. Yazar hayatının büyük kısmının hapishanede geçtiğini iddia ediyordu. Hayatın tek eğlencesinin rakibe sayı kaptırmamak olduğu bu Orta Batı banliyösünün yavanlığıyla kıyaslandığında bu yazarın hayat tarzı bana oldukça iyi göründü. (syf:50-51)

* Suç işleyip, özgürlüğümü tehlikeye atmak bir tür romantik taşkınlık gibiydi. (syf: 53)

* Uyuşturucu bağımlısı olursun çünkü başka bir şey olmak isteyecek kadar güçlü bir motivasyonun yoktur. (syf:54)

* Eroin, kullanıcıya genel geçer kanunları öğreten, hücrelere dayalı bir denklemdir. Ben, eroin kullanarak epeyce şey öğrendim; morfinin damladığı iğne deliğinden hayatın aktığını gördüm. Eroin yoksunluğunun yarattığı sancılı mahrumiyeti, eroine susamış hücrelerin iğneye kavuştukları zaman nasıl rahatladıklarını öğrendim. Belki de alınan tüm zevk bu rahatlama duygusundan ibarettir. Hepsi kendi sefaletini yaşayan bir hücre dolusu sessiz ve hareketsiz bağımlı gördüm. Şikayet etmenin ya da bir yere gitmeye çalışmanın anlamsızlığının farkındaydılar. Hepsi hiç kimsenin bir diğerine yardım edemeyeceğini biliyordu. Bir başkasının size verebileceği bir anahtar, bir sır yoktur.
Eroin denklemini öğrendim. Eroin, esrar ya da alkol gibi hayattan alınan keyfi artırmaya yarayan bir araç değildir. Eroin öylesine bir alışkanlık değildir. Eroin, bir yaşam biçimidir. (Syf: 54-55)

* Morfinin etkisi önce bacaklarda hissedilir, kaslar kemiklerden ayrılıyormuş gibi bir rahatlama duygusu başlar, sıcak tuzlu sudaymışsınız gibi, iskeletinizden kurtularak süzüldüğünüzü hissedersiniz. Bu rahatlatıcı dalga tüm dokularımda yayıldıkça, güçlü bir korkuya kapıldım. Korkunç bir şeylerin, benim göremediğim korkunç bir görüntünün orada bir yerde durduğunu hissediyordum, onu görmek için başımı çevirdiğimde hareket edecekti, onu asla göremeyecektim. Midem bulanmaya başladı; uzanıp, gözlerimi kapadım. Gözlerimin önünden sanki film izliyormuşum gibi bir dizi görüntü geçmeye başladı: neon ışıklarla aydınlatılmış büyük bir bar büyüdükçe büyüdü, ta ki caddeleri, trafiği içine alana kadar. Elindeki tepside kafatası taşıyan garson kız geçti; berrak gökyüzünde yıldızlar belirdi. Ölüm korkusunun fiziksel etkisi, nefesin kesilmesi, kan akışının durması. (syf: 65)

* Bir adamı gerçekten yıkmak istiyorsan, düzüşmenin ortasında bir sigara yakacaksın. Gerçi, ben cinsel olarak erkeklerden hoşlanmam. Hatunlara düşkünüm. Kendi beğenmiş bir hatuna, aslında bir hayvandan başka bir şey olmadığını göstermek çok hoşuma gidiyor. Bir hatun böyle dağıldıktan sonra bir daha eskisi gibi güzel olamaz. Uçurumdan yuvarlayan tekmeyi yemiş olur diyelim. (syf: 74-75)

* Ot içmenin insanları suç işlemeye ittiğini, bu nedenle yasaklanması gerektiğini iddia eden kişiler acaba neden aynı tutumu alkole karşı da sergilemiyor? Her gün, ayıkken işlemeyeceği suçları sarhoş olup işleyen insanlar görüyoruz. (syf: 78)

* Alışkanlık kontrolü ele geçirince, bağımlının diğer ilgi alanları önemini yitirmeye başlar. Hayat eroine odaklanır, bir vuruşu bekler, bir sonrakini iple çekersiniz; “zulalar”, “reçeteler”, “iğneler”, “damlalıklar”. Bağımlı genellikle normal bir yaşam sürdürdüğünü, eroinin hayatının önemsiz bir parçası olduğunu sanır. Aslında “normal yaşantı” dediği şeyin, eroin kovalamak ve kullanmak haricinde yaptığı bazı işlerden fazlası olmadığını anlayamaz. Ne zaman ki elindeki mal biter, o zaman eroinin kendisi için ne demek olduğunu anlar. (syf: 82-83)

* Eroin kafelerde dolanır, cadde boyunca gezinir, bazen de göbeği çevreleyen banklarda dinlenir. Gündüz gözüyle, kalabalık bir caddede gezinen hayalet. (syf:90)

* Bir mahallede eroin olup olmadığını mahalleni görüntüsüne bakarak anlamıyorum. Bu bir tür his, yeraltınde su arayan birinin suyun olduğu yeri tespit etmesi gibi. Öylece yürüyorum ve birden hücrelerimdeki eroin hareketleniyor ve “Eroin burada!” diyor. (syf: 135)

* Bir oda dolusu homo beni dehşete düşüren bir şey. Görünmeyen iplerle hareket ettirilen kuklalar gibi davranır, yaşayan ve kendiliğinden oluşan her şeyin hükmünü yok sayarcasına mide bulandırıcı şeyler yaparlar. Bu bedenlerden canlı insan çoktan çıkıp gitmiş gibidir. Ama esas kiracının yerinde de başka bir şey yerleşmiştir. İbneler, içerideki vantriloğun ahmak kuklalarıdır, ama vantriloğu dışarı atıp kontrolü ele geçirmişlerdir. Kukla homoların takıldığı barda birasını yudumlar ve elinde olmadan ifadesiz, oyuncak bebek suratı ortaya çıkıverir. (syf:138)

* seks yapmayı ve tedbirli olmayı asla birbirine karıştırmam. (syf: 139)

* Bir eroinman, eroin zamanına göre yaşar, eroini bittiğinde saat durur. (syf: 154)

* Eroin hastalığı, eroin bulma ihtiyacından farklıdır. İhtiyaç duymak, eroin olmazsa olmaz demektir. Eroinmanlar eroin zamanı ve eroin metabolizması ile yaşar. Onlar eroin mevsimini bilir. Eroinle ısınır, eroinle serinler. Eroin ihtiyacı dumak, eroinin yarattığı koşullar altında yaşamaktır. Bir iğne vurduktan sonra eroin ihtiyacı döngüsüne girmekten nasıl kaçamazsanız, eroin yoksunluğunun yarattığı hastalıktan da aynı şekilde kaçamazsınız. (Syf: 166)

* İnsan sadece vücudunda durmaya dayanamadığı için ölebilir. (syf: 166)

* Ölüm hayatın yokluğudur. Hayatın geriye çekildiği yerde ölüm ve çürüme girer devreye. (syf:176)

* Petrol arayan yerbilimci nasıl belirli kayalara bakarak doğru yönü tayin etmeye çalışırsa, eroinin nerede olduğunu da belirli işaretlere bakarak bulmaya çalışırsınız. Eroin genelde varlığı belirsiz yerlerde ya da geçiş bölgelerinde bulunur. (syf: 182)

* Eroin dünya yüzünden silinse bile, eroin bağımlıları bu yerlerde gezinmeye devam edecektir; eroin hastalığının solgun renkli hayaletleri ısrarla boşluğa tutunacaktır. (syf: 183)

* Eroin seks döngüsünü kırar. Cinsellik temelli olmayan sosyalleşme eğilimi, seksin geldiği yerden gelir, bu yüzden eroin ya da morfin kullandığım zamanlarda anti-sosyal birine dönüşürüm. Birileri gelip konuşmak istiyorsa sorun yok ama benim kimseyle yakınlık kurmak gibi bir derdim olmaz. Eroini kestiğim zamanlarda ise kontrolsüz bir sosyalleşme isteği ortaya çıkar ve beni dinleyecek herkesle konuşmaya başlarım.
Eroin elinizdeki her şeyi alır, karşılığında ise sadece eroin yoksunluğunun yaratacağı hastalığa karşı sigortanız olmayı temin eder. (Syf: 198)

* Eroin, vücudu acil durumda tutan bir ölüm aşısıdır. (syf: 201)

* Kozmik saçmalığın içinde bölünmeye devam eden insanoğlu, her şeyin göründüğü kadar olduğu, yan yana durmaktan başka hiçbir şeyin mümkün olmadığı, ölmeye yüz tutmuş bir evrende gerçekleşen rastgele olaylar. (syf: 215)

* Eroini bıraktığınızda, bir yaşam biçimini bırakmış olursunuz. (syf: 229)

* Uyuşturucu kullanmak olanı biteni farklı bir açıdan görmektir. Uyuşturucu yaşlanan, tedbir düşkünü, dırdırcı, ürkek gövdelerimizden anlık kurtuluş demektir. (syf:230)